Youth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Youth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2016 Pazar

Sinemarquez Ödülleri'15



Film sezonunu bi'hayli geriden takip eden dış kapının mandalı bir sinema bloggerı olarak tenekeden bozma ödüllerimi de oldukça rötarlı dağıtacağımı tahmin etmişsinizdir herhalde. Aman efendim, geç olsun da güç olmasın. Bu gece tam da oscarlar pusuda bekleyen sırası gelmiş sahiplerinin arsız ellerine değmeden önce Sinemarquez Ödülleri emek verip sahiden harika işler başarmış haklı insanlarla buluşacak, ne büyük onur... "İzlemezsem çatlarım!" tarzında nidalarla anılan tüm filmler de destur mestur beklemeden kutu kola gibi tüketildiğine (elbette kalbimizi hızlandıranlar yeniden ziyaret edilecek), merak ve heyecanla edepsizce akan salyalar silindiğine göre hemen açıklayayım yüksek müsaadenizle:

9 Kasım 2015 Pazartesi

Youth


Youth sinema aşığı bir dehanın elinden çıkmış paçalarından estetik fışkıran bir sanat eseri. Paolo Sorrentino 2013’te "La grande bellezza" ile yakaladığı ivmeyi birazcık düşürmüş sanki, ama yine de bu Youth’un harika olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İsviçre Alplerinin en tepesine konuşlanmış, elit zühreyi ağırlayan şık bir otel. Otelin seyir terasındaki şezlonglara kurulmuş, dağın eteğindeki manzarayı – gençliklerini seyreden iki eski dost... Birisi hayattan artık tat almadığını her fırsatta dile getiren emekli orkestra şefi Fred (Michael Caine); diğeri ise yaşama sıkıca bağlı duran, ardında vasiyet nişanesi olarak bırakacağı son filmini çekmeye hazırlanan Mick (Harvey Keitel). İki yorgun ruh kafa kafaya verip geçmişin muhasebesini yapma peşinde. Anılarından, dostluklarından, aşklarından, prostat sorunlarından konuşuyorlar. Sorrentino “yaşlılık hallerinin panoramasını”, iki ihtiyar dostun gençliğine ağıt yakan hoş bir resital eşliğinde sunuyor. Yaşanmışlıkların ağırlığını, yitip giden ömrün bedenlerde bıraktığı acıyı tüm çıplaklığıyla görüyoruz. Bu gerçekten çok etkileyici… Sorrentino her şeyden önce iyi bir gözlemci, insanı insana anlatmayı çok iyi biliyor. Nitekim otelin diğer sakinlerinin halet-i ruhiyesini aktarırken; zengin kesimin rutin ilişkilerini, zevksizliğini ve önyargılarını da eleştirmekten geri kalmıyor. Filmin her karesinde kendini belli eden incelikli detaylar var.  Seyircisine minimalist zevk vaat eden bu detaylar sarhoş ediyor sanki, filmin kusurlarını görünmez kılıyor. Film bitince de oturduğunuz koltuğa mıh gibi çakılıp kalıyorsunuz.

Youth için eleştireceğim tek nokta; fazla dağınık olması sanırım. Yani konu o kadar dallanıp budaklanıyor ki bir yerden sonra ilginiz sahiden azalmaya başlıyor. Tabii Sorrentino kontrolü fazla elinden bırakmayan bir yönetmen, hemen şık vurucu bir sahneyle sizi yeniden odağına çekmeyi başarıyor. Ne kaldı… Heh!.. Sinematografi, sanat yönetimi, müzikler ve kurgu şahane. Michael Caine, Harvey Keitel, Rachel Weisz, Jane Fonda ve Paul Dano da bu şahaneliğe entegre olarak güzel birer oyunculuk sergilemişler. Özellikle Caine ve Fonda’nın performansını, altını kırmızı kalemle çizerek sene sonu ödül listelerim için not ettim. Ki zaten ikisinin Oscar adaylığı için de elleri kuvvetli... 


Sözün özü… Youth sinema sevginizi onurlandıracak ve nadide zerafetiyle sizi etkilemeyi başaracak güzel bir film.  (A)